Adını bilmesem de bu hissimsi, duygumsu şey yıllardır benimle ve beraber öleceğimizin farkındayım. Hep hayat ve ölümle ilgili durumlarda daha bir sıkı fıkı oluyoruz. Zaten geriye başka bir konu kalmıyor. Çocukluğumda bile hep yapmam gereken bir şeyleri kaçırdığımın farkındaydım, kaşlarım o günlerden kalma, hala asık. Çoğu konuda olsa da olur olmasa da olur tavrımı koruyorum. Gerçi onunla daha az karşılaşmamızın sebebi de bu gibi.
Şu an ne yapıyorum? Diğer insanlar ne yapıyor? Hiç mi yalnız kalmıyorlar, hep mi mutlular?
Bir daha içim kabardığında 23 yaşımda olmuş olacağım. Daha sonraki düzenli, sıkıntılı tekrarlarında 30 ve 34 yaşlarında da olacağım. Yaşımı bile saymayı bıraktığım yıllarda da olacak! Öleceğim ve büyüdükçe ölümün daha az gizemli olduğunu fark ediyorum, çünkü onunla daha bilinçli karşılaşıyorum ve ölümü, köksüz gitmeyi daha iyi anlıyorum. Biliyorum boşuna hayal kuruyorum, hiçbir 25. 30. veya 40. yüzyıl bilim adamı boşuna benim mezarımı eşeleyip, kemiklerimden ulaştıkları DNA örneklerimle beni tekrar canlandırmayacak.
Dünya çok kalabalık ve bir insan eskisinden daha az değerli. Kitleler içinde boğuluyorum.